Aylak Adam

Aylak diyorlar ona, bir işin ucundan tutmaz, bütün gün aylak aylak dolaşır diyorlar. Oysa ki o, hayattaki en zor iş ile meşgul : Düşünmek, gözlemlemek. Geçmişindeki travmaların, toplumun gülünç hallerinin farkında bir adam ve onun kimsenin anlayamayacağını düşündüğü amacı:

"Tutamak sorunu. İnsanın bir tutamağı olmalı. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Ben toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın !"

Kendi kendi ile dalga geçiyor aslında C. Tutamağının gülünçlüğünü fark edemeyeceğini bile bile gülünç olmayan tek tutanağı arıyorum diyor. En azından "tutamak sorunu"nun daha doğrusu tutamak çözümünün farkında. Dalgacılar Akademisi'nde işlediğimiz Logoterapi konusu ile oldukça alakalı bir durum bu tutamak.

İki kişilik bir hayat arzuluyor. Ama herkes ile olmaz. O kadına ulaşmalı. Ulaştığını düşündüğünde bile bazı sorunlar var. Alışmak... Ya da bıkmak...

"Aynı odada uyumuyorlardı. İki kişilik toplumda sevgiyi diri tutacak çareyi bulduğunu sanıyordu. Evlenen iki kişinin gitgide sevgilerini yitirmelerinin baş sebebinin aynı yatakta uyumalarında görürdü."


"Sevişen iki insanda bile bir anda aynı duygular olmuyor. Önemli bu, unutulmamalı. İki kişilik toplumlarda önemli sorunlar ! "

"Kuyara ile Adako :  Kuyara Kumda yatma rahatlığı, Adako ağaç dalı kompleksi. Kuyara alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Düşünmeden uyuyuvermek. Ya Adako? Ağaç dalındaki gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye uzarnı. Gövdenin kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Çoğunlukla Kuyara dişidir, Adako erkek. Ağaç dalına tutulmuş kişi tedirgindir. İnsanlar onu gövdeden ayırmamak için elinden geleni yaparlar. Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. Asi daldır o. Ayrılır."

Kuyara benim için Beyosaya : Beyaz yorgana sarılıp uyumak. Gel de vazgeç bu rahatlıktan!

Film festivalleri, öncesi ve sonrası ile çok özeldir benim için. Daha önce benzer hisler hissetmiştim ama böyle güzel ifade edememiştim:

"Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar."

Hangimiz o kişiyi aramadık ki? Bulduk dedik sonra caydık, caydırıldık.

Tanıdık kişiler buldum kitapta, tanıdık sahneler. Bakalım siz neler bulacaksınız ?

"- Şimdi kış olsun istiyorum, dedi.
 - Neden?
 - Soğuk olsaydı seni örtüp bastırmak bahanesiyle yanına gelir, bir daha öperdim. Uzun uzun öpüştüler.
 - Hadi git artık, dedi. Kış da olacak değil mi?
 - Elbet olacak. İyi geceler.
 - Sana da. "

Gün gelir belki ben de aylak olurum....

"Neden? Neden böylesiniz? Olanla yetinerek, aramadan, düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı."

Zeze

Phasellus facilisis convallis metus, ut imperdiet augue auctor nec. Duis at velit id augue lobortis porta. Sed varius, enim accumsan aliquam tincidunt, tortor urna vulputate quam, eget finibus urna est in augue.

5 yorum:

Hayallerim, Delorean ve Sen dedi ki...

İyi geldi bana kitabın bu güzelim kesitlerini okumak tekrar. Hepimiz aylak olmalı, sokaklarda sürtmeli, her gün sinemaya gitmeliyiz. İyi yaptın da yazdın Zeze.

Zeze dedi ki...

Senin iteklenmenle oldu biraz, iyi oldu, güzel oldu :)Hep itekle!

Şükriye Karahan dedi ki...

Aylak Adam?Yusuf Atılgan? Notos'un 35.sayısında ince ince işlenmiş.Önce bilgi edindim,şimdi de okuyacağım:-))

Zeze dedi ki...

Evet Yusuf Atılgan. Notos'un 35.sayısı eski bir sayı mı oluyor? Ulaşabilir miyiz aceba?

Şükriye Karahan dedi ki...

ağustos-eylül 2012 35.sayı ,zeze:-)Hala bulabilme imkanın çok yüksek.NOTOS ÖYKÜ iki aylık edebiyat dergisidir.Seveceğine inanıyorum:-))